Anasayfa / BASINDA ÇIKAN MAKALELER / KYOTA PROTOKOLÜ ASRIN SAADET ZİNCİRİ KARBON KREDİ SERTİFİKASI

KYOTA PROTOKOLÜ ASRIN SAADET ZİNCİRİ KARBON KREDİ SERTİFİKASI

Küresel iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi, Japonya’nın KYOTO şehrinde kabul edilip imzalanmasından dolayı “KYOTO PROTOKOLÜ” adı verilmiştir.

Protokole ilk bakıldığında amacın Dünyayı sera gazı salınımlarından koruyarak, küresel iklim değişikliğini önleyecek, aşırı sıcak-soğuk ve aşırı yağmur felaketlerini önlemek olarak algılanabilir.

Şu ana kadar 182 ülke KYOTO PROTOKOLÜNÜ imzaladı.

Dünya petrolünün % 25’ini tüketen ABD ve % 10’unu tüketen Çin, aynı zamanda dünyada en fazla kömür tüketen ÇİN, atmosfere en fazla sera gazı salınımı yapan bu iki ülke KYOTO PROTOKOLÜNÜ imzalamamışlardır.

Sera gazı denilen karbondioksit, metan, azotoksit, sülfür gibi gazlar başta petrol ve petrol ürünleri olmak üzere, doğalgaz, kömür ve fosil yakıtların yakılmasıyla açığa çıkarlar. Özellikle Çin’de bol miktarda bulunan kömür ve kömürle çalışan enerji santralleri nedeniyle, dünya ülkeleri içinde ÇİN, atmosfere en fazla gaz salımlaması yapmaktadır.

KYOTO PROTOKOLÜ gereği, Dünya ülkeleri atmosfere saldıkları gaz miktarını % 5,2’nin altına düşürecekler. Aksi takdirde mevsimler değişecek, kış yaz gibi, bahar kış gibi olacak, küresel ısınma bozulacak vb.

Türkiye ise KYOTO PROTOKOLÜNE 24 Mayıs 2004 tarihinde taraf ülke oldu. 05 Şubat 2009 tarihinde TBMM. ‘de kabul edildi. Aralık 2009 tarihinde KOPENHANG’ da yapılan taraf ülkeler toplantısında Türkiye’nin sorumlulukları ve sera gazı salınım (karbon emisyon) kotası belirlendi. Bu protokolle 2013 yılından itibaren Türkiye sanayisine sera gazı salınım sınırlaması getirilecek.

Bir ülkede bir yılda üretilen elektrik miktarı üzerinden salınım karbon miktarı belirlenecek, yinelenebilir (rüzgar, hidroelektrik, güneş, jeotermal vb.) enerji santrallerinde üretilen enerji miktarı üzerinden orantı kurularak, o ülkenin karbon emisyon kotası belirlenecek. Bu kota gelişmiş, gelişmekte olan ülkeler ve az gelişmiş ülkeler kategorisine göre belirlenecek.

Belirlenen kotayı aşan ülkeler ve sanayiciye fazla gaz salınım (emisyon) cezası ödeyecek.

Bu cezayı kimler ödeyecek?

Özellikle emek yoğun, petrole dayalı enerji, çelik sektörü, çimento, cam, tuğla ve kağıt sanayiler ödeyecek. Bu sanayiler ya üretimini düşürecek ya da gelişmiş ülkelerden yeni teknolojiler transferler edecek.

Kısacası; Ya üretimi düşürecek, ya yeni yatırımlar yapacak, ya da emisyon cezası ödeyecekler.

Bu gaz salınım (emisyon) cezasını kime ödeyecekler?

Gelişmiş ülkeler buna da çözüm üretmişler. İlk bakışta çok masumane olan bu çözüm, aslında asrın yeni soygun modeli.

KARBON KREDİ SERTİFİKASI

Eğer üretimini arttıracaksan, teknolojik olmayan yatırım yapacaksan, atmosfere fazla gaz atacaksan bedeli (karbon kredi sertifikası alarak) ödeyeceksin.

Karbon kredi sertifikasını nereden alabilirsin?

Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, Japonya ve Kanada Devletleri bir araya gelerek, merkezi Londra‘da bulunan  KARBON KREDİ SERTİFİKASI borsasını kurmuşlarBorsada işlem yapan karbon kredi sertifikası şirketleri ise Flexible mechanism (esnek mekanizma), Clean developing mechanism (temiz gelişim mekanizması) ve Joint implementation (müşterek uygulama). Bu kuruluşlar, ülkelere verilen karbon gazı salınım kotalarını eksik olan kısmını ülkelerden satın almakta ve gaz salınım kotasını aşan ülke ve fabrikalara borsa yoluyla satmaktadırlar.

Karbon gazı salınım kotasını satan ülkeler, daha sonraki yıllarda yeni yatırımlar yapacağı zaman, ya çok ileri teknoloji ile yatırım yapmak (gelişmiş ülkelerden teknoloji almak) zorundalar,

Ya da çok ucuza sattıkları karbon kredi sertifikasını, çok pahalıya tekrar almak zorundadırlar.

Ya da hiç yatırım yapmamaları (gelişmeyi durdurmaları) gerekmektedir. Önümüzdeki yıllarda KYOTO PROKOLÜNE dahil olan ülkeler, protokole dahil olmayan ülkelere ağır yaptırımlar uygulayacaklardır. Üye olmayan ülkelerden (ürün ithalatına kendi ülke sertifikalarını alma zorunluluğu getirdikleri gibi) ithalatı engelleyeceklerdir veya KYOTA vergisi alacaklardır. KYOTO protokolüne dahil olmanın da bir bedeli olacak, protokol dışında kalmanın da başka bir bedeli olacaktır.

Her iki durumdan gelişmiş ülkeler kărlı çıkarken, gelişmekte ya da az gelişmiş ülkeler yine de her iki durumdan da zarar görecektir.

Kısacası; Ya kırk satır, ya da kırk katır deyimindeki cezaya razı olunacaktır. Türk sanayicisi olarak Kyoto protokolü gerçeğini görmezlikten gelemeyiz. Kyoto protokolünü ülke lehine çevirebilmek için şimdiden ciddi kararlar almalı ve KYOTO protokolüne uygun yatırımlara başlamalı.

TÜRKİYE olarak yapılması gereken yeni yatırım alanları:

  • NANO teknoloji organize sanayiler kurulmalı,
  • SERA organize sanayiler kurulmalı,
  • Rüzgar enerji santralleri,
  • Jeotermal enerji santralleri,
  • Güneş enerji santralleri,
  • Deniz dalgası enerji santralleri,
  • Çöp geri dönüşüm tesisleri,
  • Sağlık ve kongre turizmi,
  • Bilgi teknolojileri donanım ve yazılımları,
  • Sıcak su kayaçları jeotermal enerji santralleri.

Türkiye buna benzer ileri teknoloji yatırımlarına girerek gelişmiş ülkeler kategorisinde yerini almalı ya da az gelişmiş ülkeler kategorisinde kalarak asrın soygununda soyulmaya mahkûm olmaya razı olmalıdır.

Türkiye, KYOTO Protokolüne (hazırlıksız yakalanırsa) dahil olmazsa çok şeyleri (AB üyeliğini ihracatı engellemesi) kaybeder, KYOTO’ ya hazırlıklı dahil olursa, çok şeyler (ihracat kolaylığı, sanayi yatırımcıları için cazibe merkezi) kazanacaktır.

KYOTO PROTOKOLÜ ve TÜRKİYE

Stratejik Teknik Ekonomik Araştırma Merkezi Başkanı Doç.Dr. Volkan Ediger ve Analist Faruk DEMİR Cumhurbaşkanının özel talimatıyla Kyoto Protokolü gereği Türkiye’nin avantaj ve dezavantajlarını yoğun olarak araştırmaya başlamışlardır.

 

Sermaye piyasası (SPK) üst kurulu karbon sertifika borsasını kurma çalışmalarını başlatmış durumdadır.

Türkiye’de şu anda 6 şirket karbon kredi sertifika ticareti yapmaktadır.

Ecofiys-Turkuaz-JP Morgan-Ençev- Mavi Consultans-Gaya- Vakıfbank ve TSKB’de bu kervana dahil olma çalışmalarını başlatmıştır.

Türkiye 9 büyük projeyi Gold standart vasıtası ile dünyanın en büyük broker şirketlerinden “First climate”karbon kredi sertifikası sattı.

–          Sanko Çatalca’daki: 60 megawatt enerji santralinden 150 bin ton karbon kredi sertifikasını,

–          Murat VARGIN 42 megawatt enerji santralinden 100 bin ton KKS.

–          İzmirli iş adamları 7.5 megawatt’lık jeotermal santralinden 30 bin ton,

–          Aksa 90 megawatt’lık rüzgar santralinden 160 bin ton KKS.

–          Demirer Holding rüzgar santralinden 95 bin ton KKS.

–          Sayalar rüzgar santralinden 85 bin ton KKS.

–          Anemo rüzgar santralinden 80 bin ton karbon kredi sertifikaları satmıştır.

–          Geçtiğimiz aylarda Zorlu Holding Osmaniye’de kurduğu rüzgăr enerji santralinin karbon kredi sertifikasını ECO
İngiliz şirketine sattı. İngiliz şirketi bu sertifikayı çok büyük kărlarla Tokyo elektrik dağıtım şirketine satmıştır.

–          Londra’daki Avrupa iklim borsası (ECX) AB emisyon Ticaret borsasında 11.500 şirket işleme dahil etmiştir.Bu
şirketler birbirleri ile 2007 yılında 65 milyar dolar, 2008 yılında 120 milyar dolarlık işlem yapmış ve 4 milyar ton
karbon kredi sertifikası satmıştır. 2013 yılından sonra bu rakamların 4’e katlanacağı sanılmaktadır.

SON SÖZ:

Gelişmiş ülkelerin oluşturduğu “SAADET ZİNCİRİNİN” bir halkası olabilmek için kültürel ve sanayi olarak mutlaka gelişmiş olmak gereklidir.

Egemen güçler önce alır, sonra peyder pey verir. Kasabın kuzuya olan ilgisi sevgisinden değil, büründüğü et’e ilgisindendir.

Rapor Dergisi – Ocak 2013

Hakkında umtbilisim

Ayrıca Bakınız

Çocuk Deyip Geçme, Onda Ezber Bozan Ne Hünerler Var

İskenderun’da son aylarda İskenderun Kaymakamı, Sayın Ali İhsan SU ile İlçe Emniyet Müdürü Cengiz BAŞAR’ın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir