Anasayfa / BASINDA ÇIKAN MAKALELER / GERÇEKLERİ GÖREN GELECEĞİNİ BİLEBİLİR

GERÇEKLERİ GÖREN GELECEĞİNİ BİLEBİLİR

İnsanın bedeninin ve beyninin içinde kum saati var, zaman ilerledikçe özellikle 60 yaşından sonra yaşlanıyor, değişiyor, deforme olmaya başlıyor. Hatta ruh hali yorgun düşerek sakinleşiyor. Bizler bunlara hemen bir kılıf uyduruyoruz. “İNSAN HİSSETTİĞİ YAŞTADIR” diyoruz.

İkinci baharı yaşama adına orman içinde bir mekana veya deniz kıyısında mütevazı sahil kasabasında bir yazlık eve yerleşiyoruz. Her fırsatta, her sohbette “artık yoruldum, mütevazı bir yaşamı tercih ettim” diyoruz. Akabinde de; “İNSAN HİSSETTİĞİ YAŞTADIR” diyoruz. Çelişkiye düşüyoruz.

Gerçekte ise insan hissedemediği yaştadır.

Arkanızdan bir köpek gelse, kaçmak için o hissettiğin yaştaki delikanlı gibi koşabilir misin? Elbette ki koşamazsın.

Çünkü; o delikanlılık gibi koşabilmek için kasların güçlü olmalı, kalbin sağlıklı olmalı, bedeninde ki birikmiş yağlar kolesterole dönüşen değil, enerjiye dönüştürecek bir bedene sahip olmalı.

Kendini hissettiğin yaşta hissederde ona uygun koşarsan, eve geldiğinde ya belin ağrır, ya bacaklarına kramplar girer ya da yüksek tansiyondan sabahlara kadar uykusuz kalır başın ağrır.

En kötüsü de; kum saatinin kumu aşağıya doğru akıtmaya devam etmesi ve gerçeği kabul etmemek insanı daha da çaresizleştirmesidir.

İnsan anatomisini incelediğimizde, tıp adamlarının da söylediği gibi insan koşmaya göre dizayn edilmemiş, yürümeye, yüzmeye, konuşmaya gerektiğinde gülmeye, gerektiğinde ağlamaya 7 saat bedensel çalışmaya, 7 saat dinlenmeye, 7 saat uyumaya ve 3 saat de birbirine geçişmeye göre dizayn edilmiştir.

Sen bu oranların dışına çıkarsan fazla koşarsan, fazla konuşursan fazla dinlenirsen , fazla uyursan, ya bedensel, fiziksel sağlığın ya da akıl (ruhsal) sağlığın bozulur.

Sen bu bozuk sağlığını görmezlikten gelsen de, gelmesen de sağlıklı bir yaşam sürdüremezsin.

Fazla koşmak sağlıklı olsaydı bugün sporcuların tümü 100 yaşın üzerinde sağlıklı bir yaşam sürdürürdü.

Bugün az yiyip rejim yaparak sağlıklı olunsaydı tüm mankenler dünyanın en (fiziksel, ruhsal) sağlıklı insanları olurlardı.

Çok çalışıp, çok para kazanarak sağlıklı ve mutlu olunsaydı, bugün tüm zenginler (ruhsal, fiziksel)  sağlıklı ve sonsuz mutlu olurlardı. Yoksullarda sağlıksız ve mutsuz olurlardı.

Çocuklarımızı en iyi dershanelere gönderip, en iyi okullarda okutarak başarılı ve mutlu olunsaydı varlıklı insanların çocukları bugün Türkiye’yi onlar yönetir ve onlar sağlıklı ve mutlu olurlardı.

Sayın Turgut ÖZAL, Süleyman DEMİREL, Abdullah GÜL, Bülent ECEVİT, Alparslan TÜRKEŞ ve Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN gibi yoksulluktan gelenler bu ülkeyi yönetenler olamazlardı….

Gelin siz siz olun hissettiğiniz yaşta değil, ruh ve bedenin gösterdiği  yönetebileceğiniz yaşta olun ve ona göre yaşamaya, davranmaya özen gösterin.

Saçınız dökülünce saç ektirdiğinizde başınızın görüntüsünden başka hiçbir şey yenilenmez ve akıl, beden sağlığınız saç ekimi öncesinin aynısı olarak orada durmakta devam edecektir.

Sağlıklı ve genç görüneceğim diye aşırı spor yapmayın. Komik duruma düşecek davranışlar ve giysiler giymeyin. Dünya nimetlerinden çok ahret nimetlerine yönelin.

Ormanlık alanlardaki yerleşim yerlerinde yaşamaya yönelin. Sahil kasabalarından uzak durun, sahil kasabaları insanı bir girdap gibi dünya nimetlerinin içine çeker.

Gençliğinde gittiğin eğlence yerlerini gençlere bırak, kendine uygun mekanlar seç ve zamanını orada geçir.

Ak düşmüş saçını boyama, torunlar seni amcası sanmasın, dedesi bilsin.

Çevrenle, köyünle, mahallenle, şehrinle, hatta ülkeni fırsat buldukça gez ve yanlış giden olayları oluşumları gör ve yılların verdiği tecrübelerini bu oluşumların düzelmesinde kendi payına düşene faydalı olmaya çalış ki; bu toplumun, bu ülkenin sana verdiklerini geri ödemeye çalış.

Maddi kazançlar peşinde koşmaktan yorulmadın mı? Birazda manevi kazançlar peşinde koş ki, hem topluma faydalı ol, hem de maneviyatını yükselterek  ruhun huzura ersin.

Gençlik yıllarını da kişinin hırs ve elde etme duyguları anında bedenimizde yoğun olarak ADRENALİN VE NÖRADRENALİN salgılar. Bedenimiz gençlik yıllarında bu salgıları, performans elde etmek için enerji yakıtı olarak kullanır.

Ancak yaşlılık yıllarında hırs ve elde etme duyguları oluştuğunda, bedenimizin salgıladığı  ADRENALİN VE NÖRADRENALİN’i enerji olarak kullanamaz, aksine enerji yıkımlarına ve hücrelerin deformasyonuna neden olur.

Sonuçtan bundan hastalıklar beslenir. Adrenalin ve Nöradrenalin salgısı salgılandığında, beynimiz mutluluk ve iç huzur salgıları olan Serotonin ve Endorfin salgılanmasını durdurur.

Kısacası; Adrenalin olduğu yerde Seratonin ve Endorfin yok olur. Huzur ve mutluluğun yerini Anksiyete denen kaygı ve depresyon alır.

Siz kendinizi genç hissetseniz de gençliğindeki gibi davransanız da maalesef böbrek üstü bezleriniz ve diğer organlarınız bir genç organı gibi davranamaz ve otonom olarak gerçekte bulunduğunuz yaşa göre davranır ve işlevlerini o yaşa uygun otonom olarak yerine getirecektir.

Siz isteseniz de, istemeseniz de, kabul etseniz de, etmeseniz de organlarınız sizin gerçek yaşınıza göre faaliyet gösterecektir. Onları zorlarsanız hüsrana uğrarsınız, hayal kırıklığı yaşarsınız.

Siz siz olun hissettiğiniz yaşa göre değil, hissedemediğiniz gerçek yaşı hissetmeye çalışın ve öyle yaşayın.

SON SÖZ:

–     Geçmişi ile övünenler ya yaşlılardır ya da gelecekten umutsuzlardır.

–     Yaşlanmaktan ve ölümden korkanlar, tüm imkânlarını Dünya nimetlerine harcayıp Ahrete hazır olamayanlardır.

–     Yaşlılığın en ağır yükü, Dünya nimetleri ve affeden değil, affedilen olmaktır.

–     Ceylana ot yerine, et versen ya etçikten, ya da açlıktan ölür.

Güney Gazetesi – 29 Nisan 2013  /  Rapor Dergisi – Mayıs 2013

Hakkında umtbilisim

Ayrıca Bakınız

Çocuk Deyip Geçme, Onda Ezber Bozan Ne Hünerler Var

İskenderun’da son aylarda İskenderun Kaymakamı, Sayın Ali İhsan SU ile İlçe Emniyet Müdürü Cengiz BAŞAR’ın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir