Anasayfa / BASINDA ÇIKAN MAKALELER / EN KALICI ESER EVLATTIR

EN KALICI ESER EVLATTIR

Değerli dost Mustafa DAL’ı geçtiğimiz Cuma günü sabahı kaybettik.

İmam şöyle sordu:

Rahmetli Mustafa DAL’ı nasıl bilirdiniz?

Ben merhum Mustafa DAL’ı çok iyi (insan) bilirim. Hep ciddi olmayı bilir ve severdi. Yaptığı iyilikleri göstermemeye özen gösteren, otoriter bir baba, iyi bir dedeydi.

İskenderun sevdalısıydı, Merhametli, yapıcı, hırslarını aklın önüne geçirmeyen, Çok kişinin cesaret edemediği zoru başarmayı severdi.

Onu ilk 1982 yılında tanıdım, merhum Mustafa DAL İskenderun Organize Sanayiinin ilk kurucularındandır. Dostluğumuzda vefat ettiği son güne kadar devam etmişti.

Yıllardır yaptığı tomruk ve kereste işinin, yanı sıra müteahhitliğe de başlamıştı. Ancak ne var ki o yıllarda Türkiye genelinde meydana gelen ekonomik krizden nasibini alan Mustafa DAL’ da biraz fazlaca etkilendi ve o yıllarda İŞ HAYATINI sonlandırdı.

Hayatını yeniden şekillendirmek için baba ocağı Andırın BOĞAZÖREN köyüne yerleşti ve çoğumuzun isteyip de  uygulamaya cesaret edemediği “DOĞAL YAŞAMAYA” başladı.

Merhum Mustafa DAL zoru başarmayı sever dediğim gibi; BOĞAZÖREN de bir vadinin içindeki çiftliğinde o bölgede hiç yetiştirilmemiş hurmayı, kızılcığı, cevizi, ayvayı, böğürtlenleri, narı, elmayı ve benzeri meyve ağaçlarını yetiştirdi. O bölgenin insanına örnek ve öncülük yaptı.

BOĞAZÖREN Köyünün yollarının yapılmasına, içme suyunun getirilmesine öncülük yaptı. Kahramanmaraşlının, Kadirlilinin ilgisini BOĞAZÖREN köyünün üzerine çekmeyi başardı.

Bende; BOĞAZÖREN köyüne kendi payıma düşene faydalı olmak adına mekan olarak Mustafa Ağabey’in BEY’İN ÇİFTLİĞİNDE geçen, O’na ithafen “TOPAL KUZENLER” adlı bir kitap yazmıştım.

Onu son kez vefatından bir gün önce hastane de odasında gördüm;

Kısa bir sohbetten sonra: “Recep Bey her gün buraya geliyorsun, yoruluyorsun, bu da beni üzüyor” dedi ve sözüne devam etti: “Recep Bey benim senden bir ricam olacak” dedi.

“BOĞAZÖREN ‘deki bahçeye giden yolun yapımını başlatmıştım. Onun tamamlanması için
Kaymakamlıkla görüşmeni istiyorum. Ben bir talebe okutuyorum, onun okutulmasını istiyorum.

Bahçedeki su kaynağını satılmasın, onu benim adıma hayrat olarak kullansınlar. O su benim tek yadigarım” dedi.

Bende; “En doğrusu o suya oğlun Şahin DAL’ın sahip çıkması” dedim.

Merhum da; “en doğrusunu sen bilirsin” dedi ve sonra vedalaştık. Ertesi gün de kendisi hakkın rahmetine kavuştu ve yeni bir hayata başlamak, bir daha hiç dönmemek üzere aramızdan ayrıldı gitti.

Mustafa DAL ağabeyimizin yanına yazın çok sık gider, sohbetlerde bulunurdum. Onun üç sevdası vardı. BOĞAZÖREN’ deki meyve bahçesi, o bahçeye hayat veren kaynak suyu Bey pınarı, fırsat buldukça, duygulandıkça okuduğu kendi eseri şiirleri vardı. Bu üç sevdası mı Mustafa ağabeyi hayata bağlardı? Ya da Mustafa Ağabeyi mi bu üç şey yaşatırdı? Onu ben bilemem. Bunu en iyi önümüzdeki yıllar gösterir. Eğer bu üç sevdayı Mustafa ağabey yaşatmışsa meyve bahçesi ve bahçeye hayat veren Bey pınarı, yaşama onunla beraber veda eder.

Orayı bilenlerinde hatıralarında sanal olarak yaşar.

EN DEĞERLİ ESER EVLATTIR.

İnsanoğlu dünyaya, dünyadaki tüm canlılara faydalı olabilmek için gelir. Bazıları faydalı kitaplar yazarak, eserler bırakır. Bazıları insanlığın faydalanacağı icatlarda bulunur. Bazıları topluma faydalı insanlar yetiştirir. Bazıları fabrikalar kurar, insanlara iş imkanı sunar.

Bunların içinde en meşakkatli ve zoru ise topluma faydalı evlatlar yetiştirmektir. Merhum Mustafa ağabey de diğer zorluklar gibi bunu da başaranlardandı.

Nasıl mı?

Toplum tarafından sevilen iyi bir iş adamı olan Şahin DAL’ı yetiştirmesi, Adana’da noterlik yapan kızı Fatoş’u, Amerika da ekonomist olarak görev yapan kızı Nihayet’i, gazeteci kızı Süheyla’yı ve diğer evlatlarını ailesine ve topluma faydalı evlatlar olarak yetiştirdi.

Merhum Mustafa ağabey şu fani dünyada çocuklarına iyi bir eğitim, saygın bir gelecek hazırlama uğruna çok cefa çekti. Bunu en iyi  “O” bilir.

Temennim odur ki; Mustafa ağabeyin vefatından sonra da bu meziyetlerini sürdürürler. BOĞAZÖREN’ deki bahçeyi ve ona hayat veren Bey pınarını kendi boğazlarını örmeye değil, bölge insanının hayrına kullandırmaya devam edebilirler.

Erdemli insanı toplumsal sorunlara duyarlı olan ve kendi payına düşene faydalı olan insandır. Her insanın, her ailenin değer yargıları, gurur duyguları sosyoahlak değerleri, hatta reaksiyonları farklılıklar gösterebilir. Mustafa ağabey mükemmelliği, adaleti, dürüstlüğü kendisine ilke edinmiş ve çocuklarına çevresindekilere bu ilkeleri benimsetmiş, bu uğurda zaman, zaman reaksiyonları ile çevresindekileri kırıp üzebilen, bu davranışları olanların iyiliğine yapan adam gibi gönül adamıydı.

BİR HATIRAMIZ:

Merhum hiperaktif bir insandı. Sürekli bahçe içinde dolaşırdı. Bahçe otlarla kaplı olduğu için bir gün ona çizme götürdüm. Bir hafta sonra beni aradı, ayak parmağının kırıldığını söyledi. Bende nasıl olduğunu sordum. “Senin çizmeni giydim. Bahçe de dolaşıyordum. Bir yılanın üzerine bastım. Yılanı öldürmesi için yanımdaki arkadaşıma, yılana taş atmasını söyledim, arkadaşın attığı taş hem yılana, hem de ayağıma değdi ve maalesef benim ayak parmağım, yılanın da beli kırıldı” dedi.

SON SÖZ:

–    O’nu sevenler,

–    İskenderun taziye yerine sığmazlar, sevgisi küçücük kalbimize  sığdı. Ruhun şad olsun,
mekanın cennet olsun.

–    Cennet senin bıraktığın değerlerde gizlidir.

–    Ölüm beden için, ruha ise yeniden doğuştur.

–    Elması cam sanıp, balyoz ile kıranlar, altını da bakır sanıp çekiç ile dövenler neyi
kaybettiklerini bilemezler.

–    Himalayalar olmasaydı Everest Tepesi dünyanın en yüce dağı olabilir miydi?

–    Baba hangi meziyetle şöhret olmuşsa, çocuklar o meziyete meyl eder.

–    Ölüm, ölen için sevinç, kalanlar için ağıt olmalı.

08 Şubat 2013

Hakkında umtbilisim

Ayrıca Bakınız

KYOTA PROTOKOLÜ ASRIN SAADET ZİNCİRİ KARBON KREDİ SERTİFİKASI

Küresel iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi, Japonya’nın KYOTO şehrinde kabul edilip imzalanmasından dolayı “KYOTO PROTOKOLÜ” adı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir