DİL

Hepimizin bildiği gibi dilimiz konuşmamızı, tat almamızı ve yutmamızı sağlayan önemli bir organımızdır.

Bu organımızın çok önemli iki işlevi daha bulunmaktadır;

  • Timüs bezi ile Hipofiz bezlerinin enerjilerini birbirine bağlamak ve yönetmektir.
  • Diğer işlevi ise, beynin sağ ve sol yarım kürelerinin ürettiği enerjileri stabilize etmektir.

BİO-ENERJİ TAŞIYAN ENERJİ KANALLARI

Vücudumuzda güçlü enerji akışı taşıyan iki enerji kanalı bulunmaktadır. Bu kanallardan bir tanesi “işlevsel kanal”dır. Bu kanal, cinsel organımızdan başlar. Cinsel organlardan, kasıklardan (lenf bezleri), bağırsaklardan, mideden, pankreastan, karaciğerden,  akciğerden, kalpten tiroid bezinden ve gırtlaktan geçip, DİLİN ucunda son bulur. Bu kanaldan ayrılan iki kol böbreklerden geçerek ayrı bir kanal ile omurilikten geçen yönetici kanala bağlanır.

İkinci kanal “yönetici kanal”dır. Makattan çıkar, kasıklardan (lenf bezlerinden), kuyruk sokumunun içinden geçerek, omurilik içinden beyine doğru yükselerek başın arkasından, beyin, hipofiz bezi, Amigdal bölgesinden üst damağa geçer ve damakta son bulur.

Dilimiz  bu iki enerji kanalını işlevsel olarak birleştirir ve yönlendirir. Dilimizi, ön üst dişimizin arkasındaki damağa değdirirsek, ağzımızdaki ve tüm organlarımızdaki olumlu ve olumsuz oluşumları anında hissederiz. Bu enerji vücudumuzu bir girdap gibi sarar ve tekrar ağzımıza doldurur. Ağızda ve tüm vücudumuzda içten bir ürperti (sarar) oluşur.

Bu iletişim kanallarının birinci işlevi,

Ağzımıza alınan yiyecek içeceklerin çiğnenmesi esnasında dilimiz ve damağımız bu yiyecekleri hızlı bir şekilde analiz yaparlar. (Acılığını, tatlılığını, tuzlu, antiseptiksel vb.) tüm değerleri tahlil yaparlar ve vücudumuzun önemli organlarına başta pankreas olmak üzere, Hipofiz, tiroidi adrenalin, mide vb. salgı bezleri ihtiyaç olan salgıları salgılarlar ve ilgili organ ve bölgelerde depolarlar.

Çıkış noktaları gelecek besinin değerlerine göre kendilerini salgılarla hazır hale getirirler. Çok acılı bir yiyecek yenmişse bu acının çıkışta tahribatını azaltabilmek için buna uygun (serotonin ve endorfin)salgılar stoklarlar.

İkinci işlevi ise;

Vücudumuz ve organlarımızda oluşan rahatsızlık ve hastalıklar bu iki iletişim kanalları vasıtasıyla tespit edilebilir. Tespit edilme tekniği olarak yüksek Bio-enerji yüklü deneyimli kişiler, hasta olan şahsın bedeninde (kanalların geçtiği güzergahta) elleri ile (dokunarak) gezinti yaparak bedenin enerji kaçağını (rahatsız olan organ ve bölgeyi) tespit edebilir.  Daha sonra o bölgeye elleri ile dokunarak yoğun bio-enerji akıtarak hasta olan organın kendisini yenilemesini sağlayabilir.

Her iki iletişim kanalının başlangıç noktası olan ağız içinde (yemek yiyebilmek, tat alabilmek ve yutabilmek vb.) her hangi bir problem yaşanmıyorsa, her iki iletişim kanalının bitim noktası olan Cinsel organ ve Makatta dışkılama problemi yaşanmıyorsa ve dışkılar çok kötü kokmuyorsa o kişi “SAĞLIKLIDIR!” demektir.

Beynimiz ürettiği bio-enerjiyi bu her iki iletişim kanalı vasıtası ile organlarımıza otonom olarak sevk eder. Bio-enerji yönlendiricileri, isterlerse bio-enerjiyi isteğe bağlı organ ve bölgelere tedavi amaçlı yönlendirebilirler ve toplayabilirler.

Bu nedenle beynimizde oluşan fiziki veya psikolojik oluşumlar tüm organlarımızı etkiler. Tüm organlarımızda oluşan fiziki oluşumlar da, otonom olarak beynimizi ve hipofiz bezini etkiler.

Öpüşme anında insanların tüm organları uyarılır ve yüksek haz duymalar, bu iki enerji iletim kanalından (temasından) kaynaklanmaktadır.

Akupunktur tedavi yöntemi de bu teori kapsamında değerlendirilerek uygulanmaktadır.

Akupunktur yöntemi ile insanlar tedavi edilmezler. İnsanın sinir uçlarına  müdahale (uyarılarak) edilerek iletişimi ve işlevi sağlanır. Akupunktur doğru ve eğitimli uzmanlar tarafından yapılmalıdır. Aksi takdirde sinir uçlarında tahribata neden olunur. Tedavi olacağız derken ciddi sakatlıkların başlamasına neden olabilirsiniz.

Dilin ilişki içinde olduğu organ kalptir. Dilin enerji kaynağı kendisi ve beyindir. (Hipofiz Bezi).

Dili etkileyen en ciddi oluşum strestir. Stres anında dil işlevini yitirir. En önemli işlevi olan konuşma kabiliyetini kaybeder. Bu nedenle, korkan ve baskı altında olan insanlar ya kekeme olur, ya da konuşma özelliğini kaybeder.

ENDORFİN VE SEROTONİN SALGISININ

TETİKLEME STRATEJİSİ

Endorfin ve serotonin salgısı salgılatmanın iki türlü yöntemi bulunmaktadır;

1-     omurilik ve enseye bio-enerji vererek, beyine ve hipofiz bezine serotonin ve endorfin salgılatmak.

2-     Cinsel organa giden kas ve sinirler bacak kaslarından geçmektedir. Bu kaslara masaj yaparak sanal sex algılaması oluşturarak beyine OKSİTOSİN denilen aşk hormonu salgılatmak. Oksitosin salgısı da endorfin ve serotonin salgısını tetikler. Aynı süreçte kadınlar Osterojen, Erkekler de Testestoron salgısı salgılarlar.

Bu salgılar bedenimizin ısısını stabilize ederek, kalp krizini ortadan kaldırır.

Aynı zamanda vücudumuzda hücre yenilenmesine neden olurlar.

Yara ve hastalıkların hızlı iyileşmesini sağlarlar.

Sağlıklı uyumayı sağlarlar.

İç huzuru sağlayarak, depresyon ve stresi ortadan kaldırırlar.

Bu yöntemin tercih edilmesinin ana nedeni; hastanın sex yapma yeteneğinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Masajın kasıklara yapılmasının nedeni ise, vücudumuzdaki işlevsel ve yönetici kanalların cinsel organımızdan (kasıklardan) geçiyor olmasıdır.

Hakkında umtbilisim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir