Anasayfa / MANEVİ İLİM VE BEDENSEL ENERJİLER / BEDENİN ZIRHI ENERJİLER / MEDİTASYON SONRASI AÇIĞA ÇIKAN BİOENERJİ

MEDİTASYON SONRASI AÇIĞA ÇIKAN BİOENERJİ

Beynimiz (iki beyin yarım küreleri) vücudumuzun ve organlarımızın biyo-fizik hareketlerini sağlayabilmek ve yaşamlarını idame ettirmeleri için, yoğun olarak bio-enerji üretirler.

Beynimiz bu enerjiyi üretebilmek için, karaciğer tarafından üretilen, Glikoz’u kullanır.

Beyin ürettiği bio-enerjiyi bedenimize ve organlarımıza sinir sistemi vasıtasıyla sevk eder. Karaciğerin yeterli ve kaliteli glikoz üretebilmesi, beynin yeterli ve kaliteli bio-enerji üretebilmesi, bireyin huzurlu ve sağlıklı olmasına bağlıdır. Bireyin sağlıklı ve huzurlu olabilmesi de, manevi duygularının güçlü olması ile mümkündür.

Maneviyatın enerji kaynağı kalbimizdir. Kalbimiz, sevginin, sabrın, affın, huzurun, en önemlisi de Nefsin ve Ruhumuzun yaşam mekanıdır.

Allah O’dur ki, imanları üstüne iman arttırsınlar diye, mü’minlerin kalbine manevi huzur indirdi (48-Fetih 4)

Allah’ın izni olmayınca, hiç bir musibet başa gelmez. Kim de Allah’a iman (dua) ederse, Allah onun kalbine hidayet verir. Allah her şeyi en iyi noksansız bilendir. (64- Et-Tegabün 11)

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden de anlaşıldığına göre, Ruhumuz, nefsimiz ve manevi huzurumuz kalbimizde bulunmakta ve oradan beden ve organlarımıza yayılmaktadır.

Kalbimizin sevgi ve manevi huzur ile dolabilmesi için, mutlaka Allah’a iman etmek gerekmektedir. Dua ederek, stresle ve acıyla başa çıkmak en etkili ve kalıcı yöntemdir.

Allah’ın sevgisine ve adaletine olan inancımız, sabırlı olmamızı sağlar. Dua etmekle beraber, belalara karşı metin olmamızı ve güçlüklere göğüs germemizde yardımcı olur. Dua ederken, kendi güçsüzlüğümüzü, fakat Yaratan’ın güçlü olduğunu kabul ederiz. Bu alçak gönüllülük bize güç, cesaret ve sabır verir.

Manevi huzur olunca, kalbimiz mutluluk hormonu salgılar. Kalp ritmi düzenli çalışır.

Timüs bezi ve Tiroid bezi; görme kendimizi iyi ifade etme hormonları salgılar.

Beyin, endorfin, mutluluk salgısı salgılar.

Dua yaparken ve ibadet ederken, insanlar esnerler. Bunun nedeni, dua yapınca insanın bedeni ferahlar, manevi huzurla dolar. Tüm organlar düzenli çalışır, zihinde zindelik hakim olur. Böyle olunca beyin endorfin ve serotonin salgılar. Bu da bedeni rahatlatır ve esnememize neden olur.

Dünyaca ünlü Türk cerrah Dr. Mehmet ÖZ’ün “Şifayı Yüreğinde Ara” adlı kitabında yazdığına göre;

Alenen, itiraf etseler de, etmeseler de çoğu doktorlar, umutsuz bir biçimde ölüme doğru sürüklendiği halde, açıklanamaz şekilde hayatta kalan bir hastaya rastlamışlardır. Kuvvetli bir dua dozu- sevenlerin, yabancıların, yakındaki ve uzaktaki insanların, istenmiş ya da istenmemiş dualarını hesaba katmak gerek. Bu belki de insanlık tarihinin en eski sağlık terapisidir.

Yazar ve Dallas Medical City hastanesindeki eski personel şefi Dr. Larry DOSSEY’nin kaydettiği gibi bu “modern tıbbın en sıkı korunmuş sırlarından biridir.”

İncelemeler, Amerika’daki göreneklere uymayan bütün tedavi uygulamaları için de “duanın” en yaygın olduğunu göstermektedir. Dua yöntemi, kadınları %91’i, erkekleri %85’i tarafından kullanılmaktadır.

Kalp servisine kabul edilen hastaların çoğu, duanın tek tamamlayıcı doktorluk yöntemlerinden olduğunu söylemişlerdir.

Dr. Larry DOSSEY ve başkalarını da savundukları gibi, dua gerçekten daha etkili olabilmektedir.

San Franscisco’daki kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesinin kardiyoloğlarından Dr. Randolph BYRD kalp krizi geçirmelerinden şüpelinilen dörtyüze yakın hastayı incelemiştir. Bu hastalar rastgele iki grubu bölünmüşler; her iki grubun hastalarına da en güncel tedaviler uygulanmıştır. Bu gruptakilerin ilk adları çeşitli, protestan ve katolik gruplarına verilmiş. Bu gruplardan söz konusu hastalar için dua etmeleri istenmişti. Kimin için dua edildiğini veya edilmediğini ne doktorlar, ne hemşireler, ne de hastaların kendileri biliyordu.

Kendileri için dua edilen hastalarda kalp yetersizliği daha az görüldü. Antibiyotik ihtiyaçları diğerlerinden beş kat, idrar söktürücü ihtiyaçlar ise üç kat daha azdı.

Kendileri için dua edilenlere, sanki bir MUCİZE İLAÇ verilmişti ve ülkenin öbür yanında edilen dualar da hastaneye yakın gruplar tarafından edilenler kadar etkili olmuştu. Bu çalışmalarda (duaların) mesafenin bir anlam taşımadığı ortaya çıkarmıştır. Etkinin gücü, ister uzaktan, ister yakından olsun aynıydı. Dua, mesafeyle gücü azaltan elektrik gibi alışageldik bir enerji biçimi değildir. “Yollanan” ve “Kabul edilen” bir enerji de değildir. Bilim adamları, Duanın uzaktan etkisini nasıl gösterdiğini, geleceği dahi nasıl etkilendiğini hala açıklayamamakla beraber, kuantum fiziğiyle gaipten haber verme gibi farklı alanlardaki tekrarlanır deneylerin günün birinde, bu şifa verme olaylarına açıklık getirmek mümkündür.

D U A

Harward üniversitesi Tıp Fakültesinde kürsü başkanı olan Dr. Herbert BENSON “Akıl ve beden arasındaki ilişkiyi” incelemiş;

Dua’nın, stresi yatıştırdığını, bedeni sakinleştirdiğini, gevşeme tepkini uyandırdığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, kan basıncını dengelediğini, kalp atışını düzenlediğini, depresyonu engellediğini, daha hoşgörülü olmayı, daha iyimser olmayı sağladığını tespit etmiştir.

Dua’nın tedavi edici özelliğinin ana nedeni; Yüce amaçlı bir inanca tabi olabilme duygusundan kaynaklanmaktadır. Bu da insanı detaylardan, lüzumsuzluklardan uzak tutmaktadır. Bu da sahip olduğumuz nimetlere şükretmemizi sağlamaktadır.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü ve Sağlık Bakanlığı Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Birimi Başkanı Prof. Dr. Erkan TOPUZ, inancın immün (bağışıklık) sistemini güçlendirdiğini, İtalya Katolik kilisesi, inancın immün sistemi üzerindeki etkilerini araştırmış ve ciddi önemli sonuçlar elde etmiştir.

Journal of Family Practice adlı Amerikan dergisi de inancın immün sistemi üzerindeki araştırmaları incelemiş ve inançlı insanların daha az hastalandığını, daha dayanıklı olduğunu, daha çabuk iyileştiklerini tespit etmiştir.

Hakkında umtbilisim

Ayrıca Bakınız

HAYATA KONSANTRE OLABİLME VE İNANÇLAR

Şifa veren inançlar incelendiğinde, çin akupunkturundan, homeo patiye, şamanizmden teropotik dokunuşa varıncaya kadar, hepsinde dikkate …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir