AKCİĞER

Akciğer sağ ve sol olmak üzere iki ayrı ciğerden oluşur. Her ciğer kendi başına müstakil çalışır. Sağ ciğer üç lop’tan, sol ciğer iki lop’tan meydana gelir.

Her lop’da (5 adet lop) yine kendi başına müstakil çalışır.

Her lop’da (5 adet lop) kendi içinde bir çok lop’çuklara ayrılır.

Lopcukların her biri müstakil kan damarlarına ve bronşlara sahip olduğundan bağımsız birer akciğer gibi çalışırlar. Lopcuklar, Bronşiyol keselerinin bağ dokusu vağıstası ile birbirlerine bağlanmıştır.

Akciğerin bir hava girişi (Gırtlak) vardır. Bu giriş her iki akciğere (sol-sağ) ayrı hava borusu ile bağlıdır. Bu hava borularında her lop’a (5adet lop) ayrı bağlanır.

Akciğer bir ağaca ve dallarına benzer.

Akciğerin üzeri PLEVRA denilen çift katlı zar ile kaplanır. Bu iki zarın arasında su gibi bir sıvı doludur. Zatüre gibi hastalıklarda zarlar arasındaki sıvıda çoğalma olabilmektedir.

Zamanla zarlar Akciğerin içine veya dışına doğru baloncuk yapabilirler. Bu sıvı zamanla buralarda sıvı olmaktan katılgan (Katı) doku haline gelebilirler. Bu oluşum, akciğere alınan havanın gaz toplanması neticesinde oluşabilir.

Vücudumuza oksijen alıp, karbondioksidi dışarı atan bir organımızdır.

Akciğer aynı zamanda vücudumuzdaki kirli kanı temizleyip kalbe veren önemli bir organımızdır. Latince ‘de “Can” nefes ve ruh anlamına gelir. Bir nefeslik can bizim varlık sebebimizdir ve hayatın kendisini ifade eder.

Biz, 1 dakikada 1 litre hava soluruz. Çoğumuz, iki saniyede nefes alırız ve bir saniyede nefes veririz. Bunun anlamı biz, yararlı olacak havanın ancak yarısını kullanıyoruz demektir. Akciğerin görünmeyen fakat en önemli görevi;

Kalp sağ karıncıktan kirli kanı akciğere pompalar. Daha sonra akciğer kirli kanı temizler ve oksijen yükler. Oksijen yüklü kanı akciğerden sol karıcığa çekerek, oradan vücudun tüm organlarına atardamarlar vasıtasıyla pompalar.

Akciğerin ilişki içinde olduğu organ burun ve deridir.

Akciğerin enerji kaynağı beyindir. Aynı zamanda koklama duygularına enerjiyi akciğer verir.

Akciğer, beyinden aldığı enerji ile kendi enerjisini de üretebilmektedir.

Akciğeri etkileyen en ciddi oluşumlar başta stres olmak üzere, sigara, tütün mamüllerinin içilmesi ve kirli hava teneffüs edilmesidir.

Stres akciğer kanserinin en önemli nedenidir. Stresle beraber tütün mamüllerinin içilmesi, akciğer kanserini tetikleyen ve hızlandıran en önemli faktörlerden biridir.

TENİMİZ VE AKCİĞERİN

TOKSİNLERDEN TEMİZLENMESİ

Vücumuzda biriken ağır metallerden kurtulmak (temizlemek) için, kaplıca sularına girmek, denizde bolca yüzmek, sauna ve buhar banyosu kürleri uygulamak en doğru yöntemdir.

ENZİMLER

Vücudumuzun toksinlerden arındırılmasında, enzimlerin çok önemli rolü vardır.

Enzimler için en iyi kaynak, çiğ sebze ve meyve yemektir. Aç karına yenen meyve ve sebzelerdeki enzimler doğrudan kana karışarak, başta kandaki birikmiş toksinler olmak üzere tüm organlardaki toksinlerin atılmasını sağlarlar.

ANTİOKSİDANLAR

A-C-E vitaminleri toksin temizlemede, önemli etki sağlarlar.

Özellikle, portakal, mango C vitamini içeren meyveler yoğun koruma sağlar. A vitamini içeren yumurta ve süt E vitamini için ise tahıllar ve badem önemli yer tutar.

Her yemekte ise mutlaka yoğun antioksidan içeren zeytinyağı tercih edilmelidir.

GIRTLAK KANSERİ

Özellikle 60 yaş üzeri erkeklerde görülen gırtlak kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak alkol ve sigara tüketiminin gırtlak kanseri riskini artırdığı gözlenmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Genellikle ortaya çıkan ilk belirti yutkunma güçlüğüdür. Lokmalar insanın boğazına yapışmış hissi verirler. Öncelikle bu durumla sert yiyeceklerle karşılaşılır. Zamanla yumuşak yiyecekler hatta sıvılarda bile yutma güçlüğü çekilir. Tümör büyüdükçe yemek borusu daralır. Belirtilerden biri gögüs kafesinde ağrı ve sıcak yiyecekleri yutarken gırtlakta hissedilen yanmadır.

Daha ileri aşamalardaki belirtiler ise ağızdan salya gelmesi, sindirilmemiş yiyecekleri çıkartmak ve kilo kaybıdır. Solunum yolları enfeksiyonlarına da sık rastlanır. Kanser,gırtlak çevresindeki diğer dokuları da etkilemişse öksürük ve ses çatallaşması da görülebilir.

Gırtlak kanserinin tedavisi ameliyat ve ışın tedavisi birlikte yapılır. Bazı durumlarda gırtlak genişletilerek yutkunma güçlüğüne çözüm aranır ve ışın tedavisiyle tümör küçültülmeye çalışılır. Vakaların bir çoğunda iyileşme sağlanamaz, çünkü gırtlak kanseri genellikle ileri aşamalarında teşhis edilir. Bununla birlikte gelişen ameliyat ve ışın tedavisi tetkikleri sayesinde yaşam süreci artmakta, hastalar daha daha rahat edebilmektedir.

AKCİĞER KANSERİ

Akciğer kanserinin en sık görülen türü bronş kesesi kanseridir.Bu kansere yakalananların yüzde 85’i sigara içenlerdir.Akciğer kanseri

başka organlara da sıçrayarak metastaz oluşabilir.Bu organların başında beyin,karaciğer lenf bezleri ve kemikler gelir. Akciğer sigara tüketimiyle doğrudan ilişkilidir.

Akciğer kanserine genellikle şu kişiler yakalanır:

  • Sigara ve mamulleri içenler.
  • Pasif sigara içicisi konumunda olanlar
  • Radon gazı ve asbeste maruz kalanlar
  • Petrol sanayinin yan ürünleri,kömür ve demir maddelerinin yaydığı radyasyon ve diğer bazı kimyasallara maruz kalanlar.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Akciğer kanseri uzun süre belirti göstermeden seyredebilir. Belirtiler ortaya çıktığında ise kanser ilerlemiş olabilir.

  • Sürekli öksürük
  • Öksürürken kan tükürme
  • Göğüs kafesinde ağrı
  • Özellikle aktivite  sonrası nefes darlığı
  • Tekrarlanan astım atakları
  • Kilo kaybı

KEMİK KANSERİ

 Karakafes otunda bol miktarda bulunan Allantoin maddesi hücre yenileme özelliği sayesinde, kemik kırıklarını, çıkıklarını ve kanserini tedavi edici özelliğe sahiptir.

İçindeki nişasta sayesinde de kemiklerde meydana gelen yapısal bozuklukları tamir edebilmektedir.

Karakafes otu çay olarak içilmelidir. Karakafes otundan bir tatlı kaşığı bir bardak soğuk suya konur ve kaynama derecesine kadar ısıtılır. Isıtma işlemi tamamlandıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakılır. Daha sonra süzülür ve sabah akşam aç karnına içilir. Tedavinin daha etkili olabilmesi için, demlenmiş çaydan hasta olan bölgelere pansuman yapılarak emdirilir. Taze yapraklar ezilerek lapa olarak rahatsız olan bölgelere sürülür.

A S T I M

Astıma neden olan faktörlerin başında magnezyum eksikliği gelmektedir. Bu nedenle nefes darlığı çekildiğinde ilk çözüm olarak magnezyum bakımından zengin besinler (başta ıspanak, nohut) yenmelidir.

Magnezyum antihistamini etki göstererek akciğerin düz kasılmasını önler. Ispanakta bulunan B vitamini ise, stresi azaltarak astım ataklarını asgariye indirir.

İkinci olarak, Omega-3 eksikliği astımı tetikleyen faktörlerdendir. Omega-3 akciğer fonksiyonlarını düzenli hale getiri. Omega-3 yoğun olarak somon balığında bulunmaktadır.

HIÇKIRIK

Akciğer ile midemiz arasında Diyafram bulunur. Akciğer nefes ile dolduğunda diyafram aşağıya doğru iner ve daha çok nefes alınır.

Mide yemek yada gaz ile dolduğunda mide diyaframı yukarı iter. Akciğere yeterince hava dolmasını engeller.

Bazen hızlı yemek yendiğinde mideye hava dolar ve mide kasılarak havayı dışarı atmak ister. Bu aşamada diyafram akciğere basınç yaparak hıçkırık oluşur.

Acı yendiğinde, yenen acı mide mukozasını tahriş eder ve mide bu acıdan kurtulmak için reaksiyon gösterir. Buna HIÇKIRIK denir.

MEME VE AKCİĞER KANSERİ

Meme kanserinin önlenmesi veya meme kanserinin akciğere yayılmasını (metastas) önlemek için her yemekte kimyon kullanılmalıdır. Kimyon, zencefilin yapraklarından elde edilen bir baharattır. Kimyon yerine zaman zaman da zencefil kullanılmalıdır. Meme kanserinde kullanılan ilaçların da (Taxol) zaman zaman kanserin diğer organlara yayılmasına sebep olabilmektedir.

Kimyon kullanımı kanserin başka organlara yayılımını önlemektedir.

Taxol denilen ilaç çok yüksek toksit bırakan (ödemlere yol açan)  bir ilaçtır. Ödemler de metastasyonlara yol açmaktadır. Kimyon, taxol ilacının yan etkilerini de tesirsiz hale getirebilmektedir.

Meme kanserinin ilerlemsini durdurabilmektedir.

KİMYON

Karbonhidrat

İçindeki maddeler;

Tanen-Rezin,

Reçine,

Sabit yağlar,

Cuminal-uçucu yağlar. En etkili bileşeni Albümin.

ETKİSİ

İştah açıcı,

Hazmı kolaylaştırıcı,

Bağırsak gazlarını giderici,

Terletici,

Teskin edici,

Anne sütünü artırıcı,

Deri ve mukozayı sıkıştırıcı, sağlamlaştırıcı

Kadınlarda adet kanamsını hızlandırıcı,

Safra salgınsı artırıcı,

LÖSEMİ – İLİK KANSERİ

Kemik iliği tarafından üretilen akyuvar (beyaz kan) ların dengesiz üremesine lösemi denir.

Lösemi kan kanseri olmayıp, kemik iliği kanseridir.

Kanserleşen ilik dokusu, normal olmayan yapıda ve sayıda kan hücresi üretir.

BELİRTİLERİ

Hastalık önce, kan hücrelerinin anormalleşmesi ile başlar.

Hastalık erken dönemde belirti vermeyip, sonraki dönemlerde farklı fiziksel belirtiler ortaya çıkar.

Halsizlik, karın bölgesinde dolgunluk hissi ile baş gösterir.

TEDAVİ YÖNTEMİ

Hastalığın tedavisi, birinci derecedeki akrabadan uygun kemik iliği nakli ile mümkündür. Özellikle yaşlılarda tekrarlayabilen bir hastalıktır.

Bu hastalık, bayanlara göre, erkeklerde daha sık görülür.

50 yaşın üzerindeki hastalarda daha sık görülür.

Yaygın olarak genetik bir hastalık olarak bilinse de, gerçekte genetik bir hastalık değildir.

BİTKİSEL TEDAVİSİ

Taze Hindibağ bitkisinin suyu sıkılarak çıkarılır, kaynatılır. Soğuduktan sonra zeytinyağ ve bal ilave edilerek aç karnına, akşam yemeğinden ve sabah kahvaltısından önce içilir.

Bu uygulama 21 gün uygulanır. 7 gün ara verilir, tekrar 21 gün uygulanır.

Veya, kuru hindibağ bitkisi çay gibi demlenerek aynı şekilde içilebilir.

OSTEOPOROZ

Osteoporoz, kalsiyum yetersizliğinden kaynaklanan ve kemiklerin zayıflamasına neden olan bir hastalıktır.

Bu hastalığa neden olan en önemli durum yaşlılıktır. Bu hastalık erkeklerden çok kadınlarda görülür.

En belirgin belirtileri;

Sırt ağrıları, boy kısalması, kambur duruş ve kalça kemiği kırılmasıdır.

Yüksek oranda protein içerikli besinlerle beslenme, kalsiyumun kemiklerden süzülmesine neden olur. Bu nedenle yüksek proteinli yiyeceklerden uzak durmak gereklidir.

LAHANA

Lahanada bol miktarda kalsiyum bulunur. Brokolide de bol miktarda kalsiyum bulunur.

KARAHİNDİBA

Karahindiba da bol miktarda silikon bulunur. Silikon kemikleri güçlendiren bir maddedir.

Balık ve balık kılçıklarında bol miktarda kalsiyum bulunur. Bu nedenle balık kılçığı ile pişirilmelidir.

İLİK KANSERİ TEDAVİSİ

AKYUVAR (BEYAZKAN)

Kanı ve vücudu zararlı bakteri ve mikroplardan korur.

Gerektiğinde vücudun en ücra köşelerine kadar giderek (kandan ayrılarak) mikropları orada öldürürler.

Akyuvarlar; dalakta, lenf bezlerinde ve kemik iliğinde üretilirler.

Kanserleşen ilik dokusu, normal olmayan yapıda ve sayıda kan hücresi üretir.

EN BELİRGİN BELİRTİLERİ

Halsizlik, bedende zayıflama,

Baş ağrısı,

Karın bölgesinde dolgunluk hissi,

Kemik ve eklemlerde sızı ve ağrılar,

Deride kan birikintisi, ödemler.

YAPIŞKANOTU

Lenf kanseri,

Karaciğer ve dalağı zehirli maddelerden temizler.

ISIRGAN OTU

Kan temizleyici,

Demir eksikliğini giderici,

Kan yaptırıcı,

Kansızlık ve alyuvar eksikliğini giderici,

Tüm kanser hastalıklarını giderici,

AYNI SAFA

Lenf kanseri,

Lenf bezlerinin işlevini düzenler,

Kan temizleyici,

Eklem ve kemik ağrılarını giderici,

HİNDİBA

Karaciğer işlevini düzenler,

Kanın hücrelere ulaşmasını sağlar,

Potasyum eksikliğini giderir,

Vücudun güçsüzlüğünü giderir.

KULLANIMI

Bu bitkiler ince kıyılır ve eşit oranda karıştırılarak harmanlanır. Bir tatlı kaşığı bitki karışımı bir bardak suya konur ve su kaynama derecesine kadar ısıtılır.  Su ocaktan alınarak 7 dakika demlenir ve çay süzülür.

İsteğe göre bir çay kaşığı doğal bal konur ve ılık olarak içilir.

Sabah, öğle ve gece yatmadan önce aç karına içilir.

NOT: Bu bitki karışımı, ilik kanserini tedavi etmez. Ancak; ilik kanseri nedeniyle sağlıksız ve dengesiz üreyen Akyuvarların kan ve organlara vereceği zarar (tahribat)ı önleyebilir.  Aynı zamanda dalak ve lenf bezlerinin sağlıklı Akyuvar üretimine yardımcı olur.

NEZLE VE GRİP

Nezle ve gribin nedeni, üst solunum yollarının iltihaplanmasıdır.  Nezle ve gripten kurtulmanın yolu bağışıklık sistemini güçlendirmektri.

EKİNEZYA

Ekinezya, Properdin adlı kimyasal bileşeninin düzeyini artırarak, bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

ZENCEFİL

Zencefilin içerisin bulunan gingeroller, shogaoller vb. bakterileri etkisiz kılmakta ve iltihabı kurutmakta, ateş düşürmekte, öksürüğü gidermektedir. Yatıştırıcı etkisi sayesinde nezle ve gribi kısa zamanda tedavi edebilmektedir.

MEYAN KÖKÜ

Meyan kökündeki antiviral bileşikler, vücudun orijina antiviral unsurları olan interferonları serbest bırakarak bağışıklık sisteminbi güçlendirir.

Hakkında umtbilisim

Ayrıca Bakınız

MEME VE AKCİĞER KANSERİ

Akciğer kanserinin en sık görülen türü bronş kesesi kanseridir.Bu kansere yakalananların yüzde 85’i sigara içenlerdir.Akciğer …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir